"I Wanna Be Forgotten" - Bass Drum Of Death
bana ilk günlüğüm hediye edildiğinde ilkokul 2’ye gidiyordum, o günden beri düzenli olarak günlük tutuyorum. olan biten her boku yazma alışkanlığı zamanla bende her boku belgeleme ve arşivleme hastalığına dönüşmeye başladı her alanda. ümit davala’nın rap albümünü bile özenle arşivime yerleştirdiğim gün durumumun vahametini anladım. şüphesiz ki ümit davala o sesle gidip top sektirmeliydi. oysa ben azami ciddiyetle onun için klasör açıyor, parçaların isimlerini düzeltiyor, excel dosyası hazırlayıp albümün isminin yanına çıkış yılını filan yazıyordum. gerçi 2002 dünya kupasında japonlar da dahil olmak üzere bütün kızlar ilhan mansızcıyken ben her nedense ağır ümit davalacıydım, lakin bu albüm efendime söyleyeyim bir abbey road’la aynı muameleyi görmeyi hak etmiyordu. bu kadarı da fazlaydı!!!
sonra 18 yaşıma geldim ve ümitsiz bir tiğneycır olmanın dibine vurduğum bir anda “hayatımda yeni bir sayfa açacağım” gibi bir karar aldım ve galiba liseyi bitirir bitirmez bunu başardım da. önceki hayatımı tamamen unutmak istediğim için (itörnıl şayn şivayn spotlıs mayn) o zamana kadar yazdığım bütün günlükleri yırtıp çöpe attım. yeniden başladım yazmaya. artık “yeni hayatımı” yazacaktım. kaç yıllık belgeden bir seferde kurtulmuştum. üstümden sanki büyük bir yük kalkmıştı. ümit davala’nın albümü hala duruyor ama. ondan hayatta vazgeçmem.
bu satırları yazarken 24 yaşındayım. çok şükür öyle maceralı bir hayatım yok ama yine de 6 senede çok şey oldu. pek çok yeni ve boktan türkçe albüm çıktı. bir şey sabit kaldı ama. ne zaman eski günlüklerimi açıp okusam, bir sene öncesine baksam mesela, “oha lan geçen sene tam bir malmışım, ben bu zekayla bu yaşa kadar gene iyi idare etmişim” dedim hep. her sene, bir sene önce olduğum kişiden çok utanıyordum. bu hiç şaşmadı. o yüzden içler dışlar yaparak 6 sene önce 6 kat daha gerizekalı olduğum gibi gayrımeşru bir çıkarımda bulunabilirim.
gelgelelim, son zamanlarda sık sık 18 yaşındaki halimi hatırlayıp iç çekmeye başladım. yaşlanma korkusu filan da değil ha, yaşlanmanın çok hastasıyım. 30 yaşına gelmek ve şimdiki halime bakıp “oha ne salakmışım” demek için sabırsızlanıyorum. bunu söylerken baya ciddiyim. ama galiba ben o zamanki cesaretimi özlüyorum. yenilikten korkmamayı özlüyorum. kaç yıllık alışkanlıklarımdan pat diye vazgeçebilmeyi özlüyorum. bir insan elbette 6 sene önceki hayatını özleyebilir, ama 6 sene önce olduğu kişiyi özlemesi bence çok sağlıklı bir şey değil. bunu fark edince anladım ki benim yine bazı şeyleri değiştirmem lazım. bu değişiklikler 6 sene önceki kadar radikal olur mu orasını bilemem. ama belli ki böyle yaşayarak kendime eziyet ediyorum. zorlamanın alemi yok.
yani diyeceğim o ki canlar, bu bir veda yazısıdır. ya da ecnebilerin deyişiyle bir “new year’s resolutions” yazısıdır belki de. burada acısıyla tatlısıyla 2 küsür sene geçirdim. hatta rahatlıkla diyebilirim ki son iki küsür senemin büyük bir kısmını şu allahın belası sitede tükettim. burada harcadığım zaman yüzünden yapmak istediğim çoğu şeyi yapamadım ama yine de burda belki de başka hiçbir yerde öğrenemeyeceğim şeyleri öğrendim ve arada 1-2 tane güzel insan da tanımış oldum. o yüzden bilgisayar başında geçen şu zamanı kendimi zorlasam da bir kayıp olarak göremiyorum açıkçası. zaten kimsenin sikinde olmadığını bildiğim halde tamblırın maaşlı çalışanıymışım gibi uzun uzun açıklama yapmak istememin nedeni de bu galiba. oysa “bağlı olcan ama bağımlı olmican” dememiş miydi nevzat zuhal topal’a? ben onu beceremedim işte. hesabı tamamen kapatmayacağım çünkü burası da binlerce süper resimden oluşan bir arşiv haline geldi ve onları kaybetmeye götüm yemiyor. ama artık beni mutlu eden şeyleri kovalayacağım biraz. o kadar hardcore dinleyip sonra da kendimi bile isteye böyle yarrak gibi bir hayata mahkum etmem yakışık almaz.
takipçilerin çoğu şu yazıyı hangi dilde yazdığımı bile anlamayacak ama sağlık olsun. ingilizce kasamazdım valla. ki düşünün yani kpds’den 98 almış insanım ;))
bunların hepsi önemsiz şeyler, biliyorum. ama önemliymiş gibi davranmak eğlenceli oluyor. galiba hayatında hiçbir aksiyon olmadı mı insan en ufak şeyi bile törenle yapmak istiyor. sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim. yeni yılınız kutlu olsun. hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. sizi üzenin ben ta amına koyayım.
so long and thanks for all the fish.